“Ben söylemesem aklına bile gelmeyecek.”
“Her şeyi benim mi hatırlatmam gerekiyor?”
“Bana söyleseydin yapardım.”
Bu cümleler bazı evliliklerde oldukça tanıdıktır.
Ödenecek bir fatura, alınacak bir ihtiyaç, çocuğun okul toplantısı, aile büyüklerinin ziyaret edilmesi ya da evde yapılması gereken küçük bir iş… Bazen sorun işin yapılmaması değildir. O işin yapılması gerektiğini sürekli bir kişinin düşünmesi, hatırlaması ve takip etmesidir. Üstelik bu durum her zaman büyük tartışmalara yol açmaz. Günlük hayatın içinde sıradan bir alışkanlığa dönüşebilir.
Bir eş hatırlatır, diğeri yapar. Bir süre sonra aynı kişi yeniden hatırlatır. Yapılacak iş tamamlanır ama sorumluluğun nasıl paylaşıldığı pek konuşulmaz.
Zamanla eşlerden biri şöyle düşünmeye başlayabilir:
“Ben hatırlatmazsam hiçbir şey yapılmayacak mı?”
Diğeri ise kendisini farklı bir durumda bulabilir:
“Ne yapsam yetmiyor. Sürekli bir şeyleri eksik yaptığım söyleniyor.”
İki kişinin aynı durumu bu kadar farklı yaşaması nasıl mümkün olabilir?
Aile danışmanlığı açısından bu soruya cevap ararken yalnızca kimin ne kadar iş yaptığına değil, aile içindeki sorumlulukların nasıl düzenlendiğine ve eşlerin bu düzeni nasıl deneyimlediğini de ele almak gerekir.
Bir İşi Yapmakla O İşi Sürekli Düşünmek Aynı Şey mi?
Bir evin günlük yaşamını sürdürebilmek için pek çok işin yapılması gerekir. Alışveriş yapılır, faturalar ödenir, çocukların ihtiyaçları karşılanır, randevular düzenlenir, evle ilgili eksiklikler giderilir. Ancak bütün bu işlerin görünmeyen bir tarafı daha vardır.
Bir ihtiyacın fark edilmesi, ne zaman karşılanacağının düşünülmesi, gerekli hazırlığın yapılması ve sonucun takip edilmesi…
Örneğin çocuğun diş hekimi randevusunu düşünelim.
Çocuğu diş hekimine götürmek görünür bir iştir.
Ancak randevu alınması gerektiğini fark etmek, uygun günleri araştırmak, okul programını kontrol etmek, randevuyu ayarlamak ve zamanını unutmamak da bu sürecin parçalarıdır.
Bazen bir eş çocuğu randevuya götürürken diğer eş bütün bu hazırlığı üstlenmiş olabilir.
Bu durumda iki kişi de emek vermiştir. Ancak emeklerinin ortaya konulma biçimi farklıdır.
Bir işi yerine getirmek ile o işin başından sonuna kadar sorumluluğunu taşımak aynı şey değildir.
Sürekli Hatırlatan Kişi Neden Yorulur?
Bir kişinin sürekli hatırlatma yapması, dışarıdan bakıldığında küçük bir davranış gibi görünebilir. Sonuçta birine bir şeyi hatırlatmak ne kadar zor olabilir? Ancak hatırlatmanın kendisi ile hatırlatma sorumluluğunu sürekli taşımak farklı deneyimlerdir.
Örneğin eşlerden biri evdeki ihtiyaçları düzenli olarak takip ediyor olabilir.
Bir eksiklik gördüğünde bunu eşine söyler.
İş yapılmadığında yeniden hatırlatır.
Yapılıp yapılmadığını kontrol eder.
Gerekirse bir kez daha gündeme getirir.
Bu durumda kişinin yaşadığı güçlük yalnızca hatırlatmak zorunda kalması değildir.
Bir sorumluluğun tamamlanabilmesi için süreci sürekli takip etmesi gerektiğini düşünmesidir.
Zamanla bu durum kişide yorgunluk, yalnız bırakılmışlık veya sorumlulukların adil paylaşılmadığı hissini oluşturabilir. Ancak bu duyguların her ilişkide aynı biçimde ortaya çıkacağını söylemek mümkün değildir. Bazı çiftlerde görev paylaşımı iki taraf için de uygundur. Bir kişi planlamayı, diğeri uygulamayı üstlenmekten memnun olabilir. Sorun, iş bölümünün mutlaka eşit olmaması değil; bu düzenin taraflardan biri açısından sürdürülemez veya adaletsiz hale gelmesidir.
“Bana Söyleseydin Yapardım” Neden Bazen Yeterli Gelmez?
Bu cümleyi söyleyen kişi gerçekten yardım etmeye istekli olabilir. Hatta kendisine söylenen işleri zamanında ve özenle yapıyor da olabilir. Ancak sürekli hatırlatma yapan eşin beklentisi farklı olabilir.
O, yalnızca işin yapılmasını değil, yapılması gerektiğinin karşı tarafça da fark edilmesini istiyor olabilir.
Örneğin:
“Çöpü çıkarmanı istediğimde çıkarıyorsun. Ama çöpün dolduğunu neden hep ben fark ediyorum?”
Bu cümlenin altında yalnızca çöpün çıkarılmasıyla ilgili bir beklenti bulunmayabilir.
Kişi, evin düzeniyle ilgili sorumluluğun kendiliğinden paylaşılmasını istiyor olabilir.
Diğer eş ise kendisine açıkça söylenmeyen bir beklentiyi nasıl karşılayacağını bilemeyebilir.
Bu nedenle taraflardan biri:
“Her şeyi ben düşünmek zorundayım.”
derken diğeri:
“Benden ne istendiğini anlamıyorum.”
diye düşünebilir.
Burada aile danışmanlığı açısından önemli olan, taraflardan hangisinin haklı olduğuna karar vermek değil, sorumluluk paylaşımına ilişkin beklentilerin neden farklılaştığını anlamaktır.
Hatırlatılan Kişi Neden Sürekli Eleştirildiğini Hissedebilir?
Sürekli hatırlatma yapılan kişinin deneyimi de önemlidir.
Bazı kişiler tekrar eden hatırlatmaları bir görev paylaşımı biçimi olarak görürken bazıları bunu eleştirilmek, kontrol edilmek veya yetersiz bulunmak şeklinde yaşayabilir.
Örneğin:
“Faturayı ödemeyi unutma.”
cümlesi, söyleyen kişi açısından sıradan bir hatırlatma olabilir.
Ancak bu cümleyi sık sık duyan kişi:
“Bana güvenmiyor.”
veya
“Yaptığım hiçbir şeyi yeterli bulmuyor.”
diye düşünebilir.
Bunun sonucunda savunmaya geçebilir, konuşmayı sonlandırabilir veya hatırlatmalara tepki gösterebilir. Hatırlatma yapan eş ise bu tepkiyi sorumluluktan kaçınma olarak yorumlayabilir. Böylece başlangıçta günlük bir işle ilgili olan anlaşmazlık, zamanla eşlerin birbirlerini nasıl gördükleriyle ilgili bir soruna dönüşebilir.
Bazı Çift danışmanlığı yaklaşımlarında eleştiri ve savunmaya geçme gibi eylemlerin çiftler arasındaki çatışmalara etkisi ele alınır.
Sorun Gerçekten Unutkanlık mı, Yoksa Sorumluluk Paylaşımı mı?
Bir eşin bazı işleri unutması, tek başına sorumluluk almak istemediğini göstermez.Yoğun çalışma koşulları, stres, dikkat güçlükleri, farklı öncelikler veya günlük yaşamın düzensizliği unutkanlıkta etkili olabilir.Ancak unutkanlık açıklaması, sorumlulukların nasıl paylaşıldığı sorusunu tamamen ortadan kaldırmaz.
Örneğin kişi kendi işiyle ilgili toplantıları, ödemeleri veya randevuları düzenli olarak takip edebiliyor ancak aile yaşamındaki bazı sorumlulukları sürekli eşine bırakıyorsa, burada alışkanlıklar ve görev dağılımı üzerinde bir problem çıkması kimi kere kaçınılmaz olabilir.
Evlilikte Sorumlulukları Paylaşmak Her İşi Yarı Yarıya Bölmek midir?
Her zaman değil.
Eşlerin çalışma koşulları, sağlık durumları, becerileri, zamanları ve aile içindeki diğer sorumlulukları birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle bütün işleri sayısal olarak eşit bölmek her aile için uygun veya uygulanabilir olmayabilir. Burada daha önemli olan, tarafların sorumluluk dağılımını nasıl değerlendirdikleri ve bu düzenin ihtiyaçlarına ne ölçüde karşılık verdiğidir.
Örneğin eşlerden biri alışveriş ve yemek planlamasını üstlenirken diğeri çocukların okul işleriyle ilgilenebilir.
Bir eş aile bütçesini takip ederken diğeri evin günlük ihtiyaçlarını düzenleyebilir.
Önemli olan, yalnızca işlerin yapılması değil, bu işlerin gerektirdiği düşünme, planlama ve takip sorumluluğunun da görünür hale gelmesidir. Çünkü bazen eşler yaptıkları işleri konuşur ama o işleri organize etmek için harcadıkları emeği konuşmazlar. Bu görünmeyen kısmın fark edilmesi, sorumluluk paylaşımına ilişkin beklentilerin daha açık biçimde değerlendirilmesine yardımcı olabilir.
Aile Danışmanlığında Bu Konu Nasıl Ele Alınır?
Evlilikte sürekli hatırlatma yapmak, ilk bakışta küçük bir günlük yaşam sorunu gibi görülebilir.
Ancak bazı çiftlerde bu durum sorumluluk paylaşımı, karşılıklı beklentiler, anlaşılma ihtiyacı ve iletişim güçlükleriyle ilişkili olabilir.
Aile ve çift danışmanlığında bu mesele değerlendirilirken yalnızca kimin neyi unuttuğuna odaklanılmaz. Eşlerin aile yaşamındaki rollerine, üstlendikleri görünür ve görünmeyen sorumluluklara, bu sorumluluklarla ilgili beklentilerine ve birbirlerinin davranışlarını nasıl yorumladıklarına da bakılabilir.
Örneğin şu sorular üzerinde durulabilir:
- Hangi sorumluluklar kendiliğinden bir kişinin üzerinde toplanıyor?
- Eşler bu iş bölümünden ne ölçüde memnun?
- Hatırlatma yapıldığında iki taraf neler hissediyor?
- Sorumlulukların paylaşılması konusunda daha önce açık bir anlaşma yapılmış mı?
- Bu düzenin değişmesini zorlaştıran alışkanlıklar veya koşullar neler?
Amaç eşlerden birini daha fazla iş yapmaya zorlamak veya diğerini haklı çıkarmak değildir. Amaç, çiftin kendi yaşam koşullarına uygun, daha açık ve karşılıklı olarak kabul edilebilir bir sorumluluk düzeni geliştirmesine yardımcı olmaktır. Her çiftin ihtiyaçları ve koşulları farklı olduğundan danışmanlık süreci de bu özellikler dikkate alınarak yürütülür.
Konya’da Aile ve Çift Danışmanlığı
Aile yaşamında sorumluluk paylaşımı, eşler arasındaki beklenti farklılıkları, tekrar eden tartışmalar ve iletişim güçlükleri aile ve çift danışmanlığında ele alınabilecek konular arasındadır.
Konya’da faaliyet gösteren Terapimed Aile Danışma Merkezi, eşlerin aile içindeki rollerini, sorumluluk paylaşımını ve ilişkilerindeki etkileşim biçimlerini değerlendirmelerine yönelik aile ve çift danışmanlığı hizmeti sunmaktadır.
Günlük yaşamda küçük görünen ancak sürekli tekrarlandığında ilişkinizi zorlayan konuları birlikte ele almakta güçlük yaşıyorsanız, bunları bir aile danışmanı eşliğinde değerlendirmeyi düşünebilirsiniz.