Onaylanma ihtiyacı nedir, neden oluşur ve aile içi iletişimi nasıl etkiler? Aile danışmanlığı ve Bireysel Danışmanlık çerçevesinde nasıl değerlendirilir?
Onaylanma ihtiyacı, bireyin düşüncelerinin, davranışlarının ve duygularının başkaları tarafından kabul edilmesini istemesi olarak tanımlanabilir. Bu ihtiyaç başta çok doğal görünüyor olsa da, farkında olmadan yoğunlaştığında, kişinin hem bireysel dengesini hem de aile içi iletişim süreçlerini zorlayabilir. Özellikle aile ve çift ilişkilerinde eşlerin birbirlerinden ya da kök ailelerinden ya da dış dünyadaki herhangi birinden sürekli onay beklemeleri, zaman içerisinde bir baskı ve çatışma alanı yaratabilir.
Onaylanma ihtiyacı; yalnızca bireysel bir özellik değil, çoğu zaman geçmişte yaşanan deneyimlerin, öğrenilmiş ilişki kalıplarının ve duygusal ihtiyaçların bir yansıması olarak ele alınır.
Onaylanma İhtiyacı Neden Oluşur?
“Onaylanma ihtiyacı neden olur?” sorusu sıkça karşılaşılan bir sorudur. Bu ihtiyaç genellikle şu nedenlerle bağlantılı olma ihtimaline sahiptir;
- Çocukluk döneminde aşırı eleştirilme
- Yeterince görülmeme veya takdir edilmediğini hissetme
- Koşullu sevgi algısı
- Başarı odaklı aile ortamı
- Reddedilme korkusu
Bu inançlar güçlendikçe bireyin kendi kendini onaylama gücü zamanla azalır. Bu da bireyi dış dünyadan, dış dünyadaki kimselerden gelecek onay mekanizmalarına muhtaç kılar.
Sürekli Onay Beklemek Bireyi Nasıl Etkiler?
Sürekli onay arayışı bazı davranış kalıplarının gelişmesine neden olabilir ki, kişi genelde bu kalıpların farkında değildir.
- Hayır diyememe
- Herkesi memnun etmeye çalışma
- Eleştiriye karşı aşırı hassasiyet
- Karar verme süreçlerinde yoğun kararsızlık
- Kendi ihtiyaçlarını arka plana atma
- Yaptıkları sonrasında ortaya çıkan yoğun suçluluk duygusu
Bu kalıplar uzun vadede duygusal tükenmişlik, özgüven zayıflaması ve ilişkilerde dengesizlik yaratabilir.
Aile İçi İletişimde Onaylanma Döngüsü
Aile, bireyin ilk sosyal öğrenme alanıdır. Bu nedenle onaylanma ihtiyacı aile içi iletişim sorunları ile doğrudan bağlantı kurabilir. Aile içinde sürekli kabul görme çabası şu sonuçlara yol açabilir:
Rol Belirsizliği
Kişi ebeveyn, eş ya da çocuk rolünden çok “memnun eden, memnun etmek zorunda olan” rolüne girebilir.
Duyguların Farkında Olamamak
Gerçekte hissedilen duygular dile getirilemeyebilir. Görünürde dış dünya ile, aile bireyleri ile uyum vardır sanki ama çoğu kere bu uyum yüzeyseldir.
Sessiz ve Uzun Süreli Kırgınlıklar
İfade edilmeyen ihtiyaçlar zamanla pasif öfke ve uzaklaşmaya dönüşebilir.
Duygusal Yorgunluk
Herkesi mutlu etmeye çalışma çabası içsel tükenmişlik hissi doğurabilir.
Bu noktada sorun çoğu zaman görünmeyen, farkedilemeyen bir iç gerilim şeklinde ortaya çıkar.
İlişkilerde Onaylanma İhtiyacı Nasıl Anlaşılır?
Çift ilişkilerinde onaylanma ihtiyacı şu sinyallerle fark edilebilir:
- Partneri “üzmemek” için sürekli geri adım atma
- Kendi fikirlerini ifade etmekten kaçınma
- “Beni sevmezse?” düşüncesiyle gerçek duygu ve düşüncelerini gizleme eğilimi
- Sürekli takdir bekleme
- Partnerin onayı olmadan karar alamama
Bu durum ilişkide zamanla eşitlik duygusunu zayıflatabilir ve duygusal mesafe oluşturabilir.
Onaylanma İhtiyacı Nasıl Dengelenir?
“Onaylanma ihtiyacı nasıl geçer?” sorusu aslında kendi içinde dengeye ulaşması gereken bir sürecin ortaya çıkması gerekliliğine işaret eder. Sağlıklı bir denge için şu adımlar yardımcı olabilir:
- Karar süreçlerinde kişinin önce kendisine dönüp “Ben ne istiyorum?” sorusunu sorması
- Konu çok küçük olsa bile kendi tercihini dile getirmeyi denemek
- Eleştirinin şiddetini objektif şekilde yorumlamaya çalışmak, eleştiriyi kişisel saldırı gibi algılamak yerine geri bildirim olarak değerlendirmek
- Herkes tarafından sevilmenin mümkün olmadığını kabul etmek
- Kişisel sınırlar belirlemek
Bu adımlar bireyin hem özgüvenini güçlendirebilir hem de ilişkilerde daha gerçekçi bir denge kurmasına yardımcı olabilir.
Aile Danışmanlığı Süreci Bu Konuda Nasıl Destek Sağlar?
Aile danışmanlığı ve Bireysel Danışmanlık Yaklaşımı, kişilerdeki onaylanma ihtiyacını bastırmayı değil, kökenini anlamayı ve dönüştürmeyi hedefler. Süreçte genellikle şu başlıklar ele alınır:
Farkındalık Geliştirme
Kişi hangi durumlarda onay aradığını fark etmeye başlar.
Sınır Koyma Becerileri
“Hayır” demenin ilişkiyi riske atan bir durum olmadığının anlaşılması, hayır denildiğinde karşılaşılan olumsuz herhangi bir tepki karşısında ortaya çıkabilecek suçluluk duyguları ile başetme becerileri geliştirir.
İletişim Becerileri
Açık, net ve suçlayıcı olmayan ifade biçimleri geliştirilir.
Özdeğer İnancını Güçlendirme
Kişinin kendisiyle ilgisi değer algısı dış onaydan bağımsız hâle gelmeye başlar.
Kabul Görmek mi, Kendini Kabul Etmek mi?
Onaylanma ihtiyacı kişinin kendi kimliğini, istek ve tercihlerini gölgeleyecek düzeye ulaştığında dengesizlik yaratabilir. Sağlıklı ilişkiler çoğu zaman karşılıklı saygı, açık iletişim ve kişisel sınırların korunması ile mümkün olur.
Kişi kendini kabul etmeye başladığında dış onayın önemi daha gerçekçi bir yere oturabilir. Bu da hem aile içi iletişimi güçlendirebilir hem de bireysel dayanıklılığını artırabilir.