Otizm

Otizm Nedir ?

Otizm, iletişim ve sosyal beceri alanlarında görülen bir takım gelişimsel gecikmeler ve davranış örüntüleriyle kendini belli eden bir nörogelişimsel durumdur. Tüm dünyada zihinsel problemlerle ilgili hastalık ve durumları tanılama ve belirlemede bir ölçüt olarak kullanılan DSM-5’e göre otizm; “yaşamın erken dönemlerinde başlayan ve başka bir gelişimsel bozuklukla açıklanamayan, kişinin yaşına uygun toplumsal ve günlük yaşam becerilerinde duymasına neden olan, sosyal iletişim ve toplumsal etkileşim alanlarında yetersizlik ve sınırlı/yineleyici davranış örüntüleri ve ilgileri ile karekterize olan bir bozukluktur” şeklinde ifade edilmektedir. Otizm yetersizlikten etkilenme durumlarına göre üç düzeyde ele alınmaktadır. Birinci düzey “Desteği gerektirir”; sosyal iletişimi başlatma, sürdürme, uygun sosyal iletişim becerilerini kazanma ve çevresindeki değişikliklere uyum sağlama, bağlama uygun davranışları kazanmada desteğe gereksinim duyar. İkinci düzey “Önemli ölçüde desteği gerektirir”; sosyal etkileşim becerilerinde yaşıtlarına göre önemli ölçüde yetersizlikler sergiler ve davranışları/ilgi alanları çok sınırlıdır, ilgisini etkinlikler arasında değiştirmede önemli sorunlar yaşar. Üçüncü düzey “Çok önemli ölçüde desteği gerektirir”; sosyal etkileşim başlatma, çevresinden gelen sosyal etkileşimlere tepki vermede yaşıtlarına oranla çok önemli derecede yetersizlik vardır ve tekrarlayıcı/yineleyici davranışları sıklıkla sergilemesi işlevsel becerilerin kazanılmasını engeller.

Otizm Belirtileri Nelerdir:

Günümüzdeki teknolojik gelişmeler ve ailerden elde edilen zengin video kayıtları sayesinde araştırmacılar otizm spektrum bozukluğuna (OSB) sahip bireylerin erken gelişim dönemlerine ait bilgilere rahatlıkla ulaşabilmektedirler. Bu sayede erken gelişim dönemlerine ait verilerden yola çıkılarak OSB’nin erken gelişim dönemlerine ilişkin daha yordayıcı ipuçlarına dayalı kestirimler yapmak mümkün olabilmektedir. Doğumdan sonraki ilk aylardan itibaren gözlemlenen bir takım özellikler bireyin OSB’ye sahip olma olasılığı kapsamında erken müdehaleyi mümkün kılabilmektedir. Otizmin erken yaştaki belirtilerinden bazıları şunlardır:

– 6. ayında kafasını düzgün tutamama, desteksiz oturamama, nesnelere uzanmama, göz kontağı kuramama,

– 6. ve 9. aylarda gülümsemeye karşılık vermeme, ünlü ve ünsüz sesler çıkarmama, seslere ve sosyal uyaranlara tepkisizlik,

–  9. ve 12. aylarda insanlara ilgi göstermeme, basit jest ve mimikler kullanmama, ses ve hareket taklidi yapmama, yaşına uygun göz kontağında yetersizlik, motor gelişimde gerilik,

– 12. ayda kendi adına tepki vermeme; ismi söylendiğinde dönüp bakmama

– 14. ayda çevresindeki nesneleri paylaşım amacıyla göstermeme; örneğin babasının dikkatini gördüğü bir kediye çekmek amacıyla kediyi gösterme

– 18. ayda sembolik oyunlar oynamamak; örneğin oyuncak bebeği kaşıkla besleme, kumandayı telefon gibi kullanma,

 

İlerleyen aylarda ise yukardaki durumlara ek olarak aşağıdaki davranışlar gözlemlenebilmektedir:

– Göz kontağı kurmaktan kaçınma ve yalnızlığı tercih etme

– Diğer insanların duygularını anlamada zorluk çekme; örneğin annesi ağlar gibi davranınca üzüntü belirtisi göstermeme,

– Gecikmiş konuşma ve dil becerileri,

– Bir kelime veya ifadeyi sürekli tekrarlama (ekolali); örneğin hoop dur, hooop dur gibi bir ifadeyi sürekli tekrarlayıp durma,

– Sorulara soru ile ilgili olmayan ilişkisiz cevaplar verme; örneğin adın ne sorusuna, ben elma yedim gibi cevaplar verme,

– Küçük değişiklere aşırı tepkiler verme; örneğin eve farklı bir yoldan gidildiğinde hırçınlaşma, sinirlenme,

– Takıntılı ilgiler; örneğin sürekli kapıları açıp kapama, nesneleri sıraya koyma,

– Elleri kuş gibi çırpma, ileri geri yada sağa sola sallanma, kendi etrafında dönme,

– Koku, ses, tat, görünüş ve dokunma gibi uyaranlardan bazılarına aşırı tepki gösterme; örneğin parkta çocuk seslerini duyunca kulaklarını tıkama, bazı yüzeylere dokunmaktan çekinme,

– Sadece bir ihtiyacını gidermek amacıyla diğerleri ile ilgilenme veya ilgisi çekme,

– Duruma uygun yüz ifadesi sergilememe veya genel olarak donuk bir ifadeye sahip olma; örneğin komik bir olaya tepki vermeme,

– Kişisel sınırların farkedememe; örneğin tanımadığı birisinin bacaklarına dokunma, çekiştirme,

– Fiziksel temasa izin vermeme veya aşırı tepki gösterme,

– Stresli durumlarda diğerlerinin sakinleştirme çabalarıyla sakinleşmeme; örneğin ağlamaya başlayınca annesinin sakinleştirme çabaları sonucu sakinleşmeme,

– Zamir değişimlerinin anlayamama ve yanlış kullanma, örneğin sen yerine ben deme,

– Konuşurken tek düze veya robotik konuşma denilen konuşma özelliği gösterme,

– Şakaları veya espirileri anlamama.

Bazı durumlarda ise aileler çocuklarının belli bir yaşa kadar normal gelişim gösterdiğini ve sonradan gerilemenin olduğunu bildirmektedirler. Örneğin 2 yaşına kadar normal gelişim seyrederken 2 yaşından sonra gerileme başlamakta ve sahip olunan beceriler yitirilmektedir.

Bu belirtilerden bir ya da bir kaçının bulunması çocuğunuzun otizmli olduğu anlamına gelmiyor; ama anne-babalar bu konuda kesinlikle içgüdülerine güvenmeli ve gerekli önlemlerin alınması için uzmanlarla görüşmelidirler.

Otizmin Tedavisi Var mıdır:

Otizm bir hastalık veya sendrom değil bir takım davranışların bulunması durumunda uzmanlarca konulan bir spektrumbozukluğu teşhisidir. Tıbbi ve genetik çalışmalar otizmi açıklamakta malesef yetersizdir.  Bu nedenle otizmin ilaç veya her hangi bir tıbbi yöntemle ortadan kaldırılması günümüzde mümkün değildir. Ama umutsuzluğa düşmeyin; otizme ilişkin yapılan eğitsel müdahaleler ve programlara ilişkin çalışmalar göstermektedir ki, erken farketme ve erken müdahale sayesinde bir çok çocuk önemli başarılar göstermektedir. Hatta otizmden etkilenme derecesine göre otizmin etkisininin farkedilemez hale gelmesi mümkün olabilmektedir.

Otizmde bilimsel geçerliliği kanıtlanmış yöntemler kısaca şunlardır;

– Uygulamalı davranış analizi (UDA/ABA) temelli yöntemler: UDA temelli yöntemleri kullanan programlarda birey için sosyal açıdan önemli ve bireyin yaşamı için gerekli temel beceriler belirlenerek bunların öğretimi için bilimsel yöntem ve teknikler kullanılmakta ve davranışın ne düzeyde kazanıldığını belirlemek amacıyla sürekli değerlendirmeler yapılmaktadır. UDA temelli yöntemlerden bazıları;

– Erken Yoğun Davranışsal Müdahale

– Yanlışsız Öğretim

– İşlevsel Davranış Analizi

– Temel Tepki Eğitimi

– Şekil Verme

– Video Modeli ile Öğretim

– Lovaas Modeli

– PECS (Resim Değiş-Tokuşu ile İletişim)

– Uygulamalı Sözel Davranış

– Doğrudan Öğretim

– Ayrık Denemelerle Öğretim’dir.

Etkililiği bir takım deneyler ve raporlarla sunulmuş; fakat daha fazla bilimsel çalışmanın gerekli olduğu yöntemlerden bazıları da şunlardır;

– Müzik Terapisi

– Sosyal Öyküler

– Gelişimsel Terapiler

– Floor Time (DIR)

– Duyu Bütünleme Terapisi

Etkliliği bilimsel olarak sınanmamış veya etkili bulunmayan (bunlardan bazıları zararlı bulunmuş ve tavsiye edilmemektedir) yöntemler ise;

– Hayvanlar Terapi

– İşitsel Bütünleştirme Terapileri (Tomatis, Berard)

– Kolaylaştırılmış İletişim

– Kucaklama Terapisi

– Son-Rise Programı gibi yöntemlerdir.

Erken gelişim dönemleri bir çocucuğun gelişimi için en kritik dönemlerdir. Otizmin erken teşhisi ve uygun müdahale ile ilerde karşılaşılaşılabilecek pek çok sorun ortadan kaldırılabilmektedir. Yaşamın erken yıllarında, gelişim için en kritik olan alanların başında bilişsel gelişim ve dil gelişimi gelmektedir. Erken yaşlarda bu alanlara yönelik yapılacak etkili müdahalelerle çocuğumuzun gelecekte akademik, sosyal, iletişim, kendine bakım gibi temel alanlar açısından bağımsız, mutlu ve başarılı bir birey olmasının zemini hazırlanmış olacaktır. Bu kritik ve çocuğumuz için en değerli zamanların doğru kullanılması adına ailelere düşen görev en etkili yöntemlerin neler olduğunu araştırmak ve akıl süzgecinden geçirerek çocuklarının eğitimi ve gelişimleri için en doğru kararları vermesidir. Tıptaki erken müdahale hayat kurtarır deyimi otizmli bir çocuk için de geçerlidir.