Pzt – Cmt 09:00 – 19:30
Düğün Alışverişinde Herkesi Memnun Etmek Mümkün mü? Çiftler İçin Bir Rehber

Düğün Alışverişinde Herkesi Memnun Etmek Mümkün mü? Çiftler İçin Bir Rehber


Düğün hazırlıkları birçok çift için umut, heyecan ve ortak hayallerle örülü bir dönemdir. Bununla birlikte bu süreç bazen yalnızca evlenecek çiftin değil, iki kök ailenin de yoğun biçimde dahil olduğu bir süreç olabilmektedir. Bu durum çoğu kere sınırların, rollerin ve beklentilerin iç içe geçebildiği bir alana dönüşebilir. Özellikle düğün alışverişi sırasında kök ailelerin her  ayrıntıya müdahale etmesi, damat ve gelinin tercihlerini geri planda bırakabilir. Bu durum sıklıkla; “eşimin ailesi her şeye karışıyor” , “düğün hazırlıkları sırasında bana kimse fikrimi sormadı” şeklinde dile getirilir

Bu durumu yalnızca “haklı–haksız” ekseninde ele almak çoğu zaman çözüm üretmez. Aile Sistemleri Kuramı (Murray Bowen) bireyin yalnızca kendisinden ibaret olmadığını, insanların evlenirken kök ailesinden öğrendiği ilişki biçimlerini ve rollerini yeni ilişkisine taşıdığını vurgular. Bu bakış açısına göre kök ailelerin yoğun müdahalesi çoğu zaman bağlanma biçimlerinden, kontrol ihtiyacından ya da yerini kaybetme kaygısından kaynaklanabilir. Gelin ve damatlar için ise aynı davranış görülmeme, söz hakkının kısıtlanması ya da değersizlik hissi yaratabilir. Bunun sonucunda ortaya çıkan çatışma da  çoğu zaman niyetlerden değil, sınırların belirsizliğinden doğar.

Evlenecek Çiftin Hakları ve Özerklik Alanları

Çiftlerin düğünle ilgili tercihlerde söz sahibi olmak istemesi, kendi kararlarını verme hakkı ile ilişkilendirilebilir. Öz Belirleme Kuramı (Deci & Ryan), bireyin kendi kararlarını verebilmesinin kişisel iyi oluşu ve ilişkilerindeki doyumu desteklediğini söylemektedir. Dolayısıyla gelin ve damatların kök ailelere karşı kendi tercihlerini ifade etmesi bir “inat” olarak değerlendirilmekten kaçınılmalıdır.

Sessizlik ve Çift İlişkisine Etkisi

Kadın ve Erkeklerin kendi kök aileleri ve eş adayının kök ailesine karşı bu süreçte geri planda kalması çoğu zaman çatışmadan kaçınma eğilimiyle ilişkilidir.

Sessizlik kimi kere tartışma çıkmaması adına iyi niyetli gibi görünse bile partner tarafından “yalnız bırakılma” şeklinde yorumlanabilir. Bu nedenle mesele yalnızca konuşmak değil, duygusal olarak yanında durduğunu karşı tarafa hissettirebilmektir.

Kök Ailelerinin Müdahalesine Maruz Kalan Çiftler Bu Süreçte Nasıl Davranabilir?

1.Çift Kimliğini Güçlendirmek

“Ailem böyle istiyor” yerine “Çift olarak biz böyle düşünüyoruz” ifadesi kullanmak, ilişkiyi iki kişilik bir güç olarak konumlandırır. Bu yaklaşım aileyi dışlamak değil, yeni aile sisteminin oluştuğunu kabul etmektir.

2.Bütçeyi Netleştirmek ve Gerçekçi İstekler

Çoğu kere, bütçenin sınırlarının ne olduğunun belirlenmesi ve ekonomik duruma göre dile getirilen gerçekçi beklentiler düğün hazırlıkları esnasında hem çiftler arası anlaşmazlıkları azaltır hem de kök aile müdahalesini engelleme ihtimaline sahiptir.

3.Ben Dili ve Şiddetsiz İletişim

Marshall Rosenberg’in Şiddetsiz İletişim Modeli, suçlayıcı olmayan bir dilin çatışmayı yumuşattığını vurgular. “Çok karışıyorsun” yerine “Bu konuda biz karar vermek istiyoruz” demek sorunu hafifletebilir.

4.Sağlıklı Sınır Koyma

Sınırlar, ilişkiyi kesmek değil; ilişkinin biçimini düzenlemek olarak görülmektedir. Kök ailelere sınır koymak sevgisizlik veya nankörlük değil, yetişkin birey olmanın bir göstergesi olarak ele alınır.

5.Duyguları İsimlendirme ve Empati

Hem partnerin hem kök ailenin duygusunu görünür kılmak (“Ailem bu sürece dahil olmak istiyor olabilir”, “Senin söz hakkın önemli”) kişilerde anlaşılma hissini artırır. Empati ve duygudaşlık, taraflardan birini seçmek değil; her iki tarafı da duymayı ve anlamayı mümkün kılar.

6.Karar Alanlarını Netleştirme

Hangi konulardaki kararların çifte ait olduğu, hangi alanlarda aile görüşünün alınabileceği baştan konuşulduğunda belirsizlik azalır. Rollerin baştan netleştirilmesi problem çıkma ihtimalini azaltır, problem çıksa da partnerinden değer gördüğünü hisseden taraf bu sorunu daha kolay geride bırakabilir.

Çift Danışmanlığı çalışmalarının amacı her bireyin duygusal ihtiyacını ve hakkını görünür kılabilmektir. Çiftlerin bu süreçte yapıcı, empatik ve sınırları net bir tutum geliştirmesi yalnızca o anki alışveriş sürecini değil, ileride kurulacak aile dinamiklerini de olumlu yönde etkiler.  Bilimsel çalışmalar; açık iletişim, karşılıklı saygı ve özerkliğin, uzun vadede ilişki doyumunu ve aile içi uyumu desteklediğini göstermektedir.

Kaynakça

Bowen, M. (1978). Family Therapy in Clinical Practice. New York: Jason Aronson.

Deci, E. L., & Ryan, R. M. (2017). Self-Determination Theory: Basic Psychological Needs in Motivation, Development, and Wellness. New York: Guilford Press.

Rosenberg, M. B. (2003). Nonviolent Communication: A Language of Life (2nd ed.). Encinitas, CA: PuddleDancer Press