Birçok kişi hayatına giren insanların “farklı” olduğunu düşünse de, ilişkileri çoğu zaman benzer bir noktaya çıkar. Bunun nedeni tesadüf ya da şanssızlık değil; tanıdık gelen duyguya yönelme eğilimidir. İnsanlar özel yaşantılarında karşısına yeni birisi de çıksa ; o güne kadar “hissetmeye alışkın oldukları duyguyu” seçme eğilimindedirler. Yani seçim çoğu zaman alışık olunan yakınlık biçimiyle yapılır.
Bazı kişiler için çekici olan şey, duygusal olarak tanıdık gelen bir atmosferdir. Bazen bu atmosfer bazen güven verir, bazen incitir, ama yine de yabancı değildir. Bu nedenle kişi bilinçli olarak “her zamankinden farklı bir ilişki” istemesine rağmen, duygusal sistem onu tanıdık olana doğru yönlendirebilir.
Bu durum “yanlış insanı seçiyorum” anlamına gelmez; çoğu zaman aynı duyguyu farklı yüzlerde arama halidir. Özel yaşamda kurulan ilişkilerde hep benzer konularda sorun çıkıyor ve çözülemiyorsa , sorun; seçimden çok seçimi yönlendiren duygusal zemindedir.
Aslında Kimi Seçiyorum?
Birçok insan partner seçtiğini düşünür; oysa çoğu zaman seçtiği şey kişi değil, o kişinin yanında hissettiği duygudur. “Tanıdık” olan duygu çekici gelir; çünkü zihnin konfor alanı tanıdıklığa yakındır, kişi konfor alanında iken fazladan düşünmeye veya tanışılmamış durumların çözümlenmesine-anlaşılmasına ihtiyaç yoktur. Bu yüzden bazı insanlar tekrar tekrar benzer karakterlere yönelirken, aslında ilişkide aynı duyguyu yeniden yaşamaya giden yolda ilerlerler.
Neden Kırıldığım Şeyi Tekrar Yaşatan Kişilere Yöneliyorum?
Çünkü zihnin bir yerinde şu beklenti çalışır: “Belki bu sefer aynı sahnenin sonu farklı olur. ”Yani tekrarlanan şey , aslında tamamlanmamış duygunun kapanış arayışıdır. İnsan kırıldığı duyguya yeniden gider, çünkü orada iyi hissetme umudu taşır.