Ağrı, çoğu zaman bedensel bir sorunun işareti olarak ortaya çıkar; ancak bazı durumlarda ağrıya eşlik eden belirgin bir doku hasarı ya da tıbbi neden bulunamayabilir. Bu tür ağrılar, psikolojik ve duygusal süreçlerle ilişkili olarak ele alınan bir zorlanma alanı içinde değerlendirilir.
Bu ağrı deneyimleri genellikle uzun süreli olabilir ve kişinin baş, sırt, mide, eklem ya da kas bölgelerinde hissedilebilir. Yapılan tıbbi değerlendirmelerde ağrıyı açıklayacak belirgin bir neden bulunmamasına rağmen, kişi ağrıyı gerçek ve rahatsız edici biçimde yaşayabilir. Bu durum, bireyin günlük yaşamını ve işlevselliğini etkileyebilir.
Ağrı bozukluğu ile ilişkilendirilen yaşantılar; yoğun stres, kaygı, duygusal zorlanmalar ve yaşam içindeki sürekli çatışma hâlleriyle bağlantılı olabilir. Bazı yaklaşımlarda bu tür ağrılar, bireyin yaşadığı psikolojik yüklenmelere bedenin verdiği bir sinyal olarak ele alınır. Ağrı, bu yönüyle yalnızca fiziksel değil, duygusal ve psikolojik süreçlerle birlikte değerlendirilir.
Ağrı bozukluğu her yaşta görülebilmekle birlikte, bazı dönemlerde daha belirgin hâle gelebilir.
Bu başlık altında paylaşılan bilgiler, başlık ile ilgili genel bir çerçeve sunmayı ve farkındalık oluşturmayı amaçlamaktadır. Tanı, tedavi, teşhis yerine geçmez.