Trafik kazaları, yangınlar, depremler, sel baskınları ve bedensel ya da cinsel saldırıya uğrama gibi olaylar şok etkisi de denilen geçici bozukluklara yol açabilirler. Ancak post-travmatik stres bozukluklarında bu durum, haftalar, aylar ve bazen yıllar boyu sürebilir ve aşağıdaki belirtileri içerir:
- Yaşanılan olayın istem dışı gelen düşüncelerde ve rüyalarda tekrar tekrar yeniden yaşanması
- İnsanlara yaklaşmaktan kaçınma ya da onlara karşı tepkisiz kalma ve cinsel istek azalması
- Uyku güçlükleri ya da gürültü vb. uyaranlardan aşırı rahatsız olma ve bunlara abartılı tepkiler verme
Travmatik olaylar elbette pek çok kişinin yaşamında istemese de etkin ve olumsuz role sahip olaylardır. Küçükken geçirilen travmalar üstünde durulmadığı takdirde ilerleyen zamanlarda post travmatik stres bozukluğuna yol açma olasılığına sahip olabilirler. Travma sonrası stres bozukluğu, kişinin yaşamını derinden etkileyen ya da sarsıcı bir olayın ardından ortaya çıkabilen bir ruhsal zorlanma alanı olarak tanımlanır. Bu tür yaşantılar sonrasında birey; olayla ilgili düşüncelerin zihinde tekrar tekrar canlanması, yoğun kaygı ve tetikte olma hâli, kaçınma davranışları ya da duygusal dalgalanmalar yaşayabilir.
Bu konuda verilen bilgilere göre; bir kişide post-travmatik stres bozukluğu olduğunun değerlendirilebilmesi için, yukarıda sayılan belirtilerin sarsıntı yaratan olaydan en az altı ay sonra ortaya çıkması ve en az bir aydır sürüyor olması gerekir denilmektedir. Travma ve iyileşme dönemi ne kadar sağlıklı geçirilirse birey o denli günlük yaşama uyum sağlar.
Bu alanda, travmatik yaşantıların bireyin duygu, düşünce ve davranışları üzerindeki etkileri ele alınmaktadır . Kişinin yaşadığı deneyimi nasıl anlamlandırdığı, günlük yaşamda karşılaştığı zorlanmalar ve baş etme biçimleri ele alınır.
Travma sonrası stres belirtileri kişiden kişiye farklı şekillerde ortaya çıkabilir ve zaman içinde değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle her bireyin yaşantısı kendine özgü olarak değerlendirilir.
Bu başlık altında paylaşılan bilgiler, başlık ile ilgili genel bir çerçeve sunmayı ve farkındalık oluşturmayı amaçlamaktadır. Tanı, tedavi, teşhis yerine geçmez.