Pzt – Cmt 09:00 – 19:30
Aileye Yeni Bir Ferdin Katılması

Aileye Yeni Bir Ferdin Katılması


Bir bebek aileye katıldığında hakim olan duygu kuşkusuz ki mutluluktur ; fakat aynı zamanda yeni rollerin ağırlığı, bedenin ve ruhun yeni sürece uyum çabası, uykusuz geceler, kontrolü kaybetme hissi söz konusu olabilir. Ebeveynliğe geçiş döneminde eğer çiftler buna yeteri kadar hazırlanamamışlarsa  duygusal yorgunluk durumları, bazen sevgi eksikliği gibi yanlış yorumlanabilir. Anlaşılması gereken şudur ki; sorun sevginin kendisinde değil ; her iki tarafın yeni düzene henüz uyum sağlayamamış olmasındadır.

Bu süreçte eşler farklı duygular yaşayabilir;

  • Anneler, bedensel iyileşme, hormon değişimleri, sürekli temas halinde olma ve “yeterince iyi anne miyim?” kaygısı taşıyabilir.
  • Babalar ise çoğu zaman “yardım eden” konuma geçer; ancak içten içe kendisini geri planda, dışarıda kalmış ya da yetersiz hissedebilir.
    Bu farklı deneyimler konuşulmadığında anlaşmazlığa dönüşür; konuşulabildiğinde ise yakınlaşmanın anahtarı haline gelir.

Erken dönem çatışmaların büyük kısmı aslında ihtiyacın yanlış ifade edilmesinden doğar.

“Sen hiç yardımcı olmuyorsun.” → “Yanımda olmanı hissedemiyorum.”

“Beni anlamıyorsun.” → “Yorgunluğumu fark etmeni istiyorum.”

“Eskisi gibi değiliz.” → “Bağımızı kaybetmekten korkuyorum.”

Dışarıdan bakıldığında bu cümleler şikâyet gibi görünür; içeriden bakıldığında yakınlık isteğinin göstergesidir.

Danışmanlık desteği tam da bu noktada devreye girer: sağlıklı bir danışmanlık süreci yeni anne baba olmuş çiftlerde , duygusal bağı görünür kılar. Çünkü çocuk aileye katıldığında aslında çiftin ilişkisi de bir kere daha “doğar”. Eşler birbirinin yükünü fark etmeyi, duyguları paylaşmayı ve yeniden ortak bir ritim kurmayı öğrendiğinde, ebeveynlik yalnızca sorumluluklardan ibaret değil; birlikte büyüten bir bağ deneyimine dönüşür. Böylece aileye yeni gelen bebek, ilişkide mesafe değil; güçlenmiş bir birliktelik yaratabilir.