Ekonomik şiddet, ilişkide para üzerinden kurulan bir güç ve kontrol biçimidir. Bir tarafın diğerine
- Para vermemesi
- Harcamalarını kısıtlaması
- Çalışmasını engellemesi
- Gelire erişimini sınırlandırması
- Sürekli hesap sorması ve
- Maddi açıdan kendine bağımlı kılması
gibi durumlar bu şiddetin en yaygın görünümleridir.
Dışarıdan “para meselesi” gibi görünse de, içeride eşte bıraktığı duygu çok daha derindir: “Bu ilişkide karar hakkım yok, kendi hayatım üzerinde söz sahibi değilim.” Gibi düşünceleri beraberinde getirir.
Ekonomik şiddet, kişinin yalnızca maddi ihtiyaçlarını değil, özgürlük ve hareket alanını da daraltır. Çoğu zaman bu kontrolcü davranışlar “koruma” ya da “düzeni sağlama” adı altında gizlenebilir, bu yüzden birçok kişi yaşadığı durumun aslında şiddet olduğunu uzun süre fark edemeyebilir.
Burada asıl mesele para değil, güç dengesinin bozulmasıdır. Eş sonunda harcama yapmayı değil, kendisini ifade etmeyi bırakır; çünkü her girişiminde sorgulanmak, küçümsenmek veya engellenmekle karşı karşıya kalır. Veya öfkeli, sadırgan bir davranış biçimi içine girebilir.
Ekonomik bağımlılık zamanla psikolojik bağımlılık hissi yaratır; kişi kendi kararlarını değil, “izin verilen sınırlar içinde” yaşamayı öğrenir.
Sağlıklı bir ilişkide maddi alan bir kontrol aracı değildir; ortak yaşamın doğal parçasıdır. Eşlerin kendini güvende hissettiği ilişkilerde para “gücü elinde bulundurmak ” değil “birlikte yönetim” anlamı taşır. Çünkü gerçek eşlik, ortaklık üzerinden kurulur.