Pzt – Cmt 09:00 – 19:30
Evlilikte / İlişkide  Fiziksel Şiddet

Evlilikte / İlişkide Fiziksel Şiddet


Fiziksel şiddet, evlilikte ve birlikteliklerde  güvenin en ağır şekilde sarsıldığı durumlardan biridir. Sadece bedene yönelen bir zarar değil; “burada güvende değilim” duygusunun ortaya çıkmasına sebep olan bir durumdur.  Bu nedenle şiddetin etkisi, şiddete maruz kalan kişinin dünyasında sınırlarının çiğnendiği, değersizleştirildiği ve korunaksız bırakıldığı hissiyle devam eder.

Fiziksel şiddet sonrası birçok kişi yalnızca canının yanmasını değil, korku – kontrol kaybı – öngörülemezlik üçlüsünü yaşar. “Bir daha olur mu?” kaygısı, ilişkide sürekli tetikte kalmaya yol açabilir. Bu yüzden şiddete maruz kalan eşler çoğu zaman geri çekilir, sessizleşir veya uyum göstermeye çalışır.

Şiddet dışarıdan bakıldığında yalnızca “öfkeye kapılmak” gibi görülebilir; ancak içeride işleyen süreç çok daha derindir. Fiziksel şiddet bir davranış patlaması değil, eşin güvenlik sınırlarının ihlal edilmesidir. Güven zedelenip çöktüğü için kişi kendisini artık “eş” gibi değil, risk altındaki biri gibi hissedebilir. Bu nedenle fiziksel şiddetin bıraktığı iz, yalnızca bedende değil, ilişkiyi arada tutan bağda da görülür.

Bazen şiddet gören eş ve partnerler yaşadığı şiddeti ilk anda;  inkâr etme ya da “bir kerelikti” diye geçiştirme eğiliminde olabilir. Bunun nedeni çaresizlik değil; ilişkiyi kaybetmeyi göze alamama korkusudur. Aynı zamanda belki de ayrılmaya yönelik bir karar verirse gidecek bir yeri olup olmadığı ile ilgili çelişkili düşüncelere sahip olunabilir. Aynı zamanda kişi, “yanlış yapan eş” ile “seçtiğim eş” arasındaki farkın duygusal ağırlığıyla baş etmeye çalışmaktadır.

Sağlıklı bir ilişkide eşler birbirini tehdit olarak değil, güven alanı olarak tanımlar. Evlilik önce “beraberliktir”, ancak sürdürülebilmesi için güvende hissetme hakkı temel koşuldur.